Çağlar ve kuşaklar değişiyor. Toplum, zamanın nehrinde sürüklenmeye devam ediyor. Bu dönüşümün ortasında dünyayla iletişim kurmamız kaçınılmaz. Fakat asıl soru şu: Bu sosyalliğin bize maliyeti ne? Harcadığımız zamanımız mı, yorulan zihnimiz mi, yoksa her kelimeyi tartan süzgeçler yüzünden feda ettiğimiz kendiliğindenliğimiz mi?

Gerçek insan ilişkileri çaba, tolerans ve ciddi bir duygusal emek ister. Modern insan ise giderek daha sabırsız ve yorgun. İşte tam bu noktada yapay zeka önümüze “sıfır maliyetli” bir alternatif koyuyor: Bekletilmek yok, trip yemek yok, sıra beklemek hiç yok.

Bir gece yarısı zihninizin içinde boğulurken ilk ne yapıyorsunuz?

O saatte kimseyi rahatsız etmeme düşüncesiyle birçoğumuz ekranı açıyor, karmaşık duygularımızı bir algoritmaya fısıldıyoruz. En yakın dostumuza gösterdiğimiz o toplumsal filtreleri yapay zekanın karşısında çöpe atıyoruz. Yanıtını beğenmediğimizde tek tıkla sohbeti temizleyebileceğimiz bir muhatap, insan ilişkilerinin o karmaşık yükünü bir anda buharlaştırıyor.

Peki, bu konforlu dijital liman gerçekten şifa mı, yoksa derin bir illüzyon mu?

Aslında bu durum kişisel bir kaçıştan ibaret değil, küresel bir gerçeklik. Nitekim güncel literatür (Aydın, 2025; He vd., 2023’ten aktarıldığı üzere), yapay zeka tabanlı sohbet robotlarının gençlerde anksiyete ve depresyon belirtilerini kısa vadede hafiflettiğini gösteriyor. Yani 0 ve 1’lerden oluşan bu yapı: 7/24 ulaşılabilirliği ve “yargılanmama” garantisiyle kriz anlarında gerçekten de işe yarayan bir dijital tampon görevi görüyor.

Fakat bu tampon göründüğü kadar masum değil. Algoritmaların doğasında, insan psikolojisini içten içe kemiren bir tuzak saklı.

Gerçek bir insan veya bir terapist yeri geldiğinde sizi zorlar, hatalı düşüncelerinizle yüzleştirir. Yapay zeka ise sizi sürekli memnun etmeye odaklıdır. Paranoid bir çıkarımınızı veya işlevsiz bir düşüncenizi eleştirmek yerine “Çok haklısın, etrafındakiler seni anlamıyor” diyerek sizi onaylar. Bu durum, kişinin kendi zihnindeki karanlık labirentleri “doğrulatıp” gerçeklikten kopmasına yol açar.

Üstelik empati taklidi yapan bu metinler zamanla sahte bir duygusal bağ yaratır. İnsan ilişkilerinden kaçan birey, bu kez de algoritmanın “kusursuz anlayışına” bağımlı hale gelir ve derin bir izolasyona çekilir. Ne var ki ağır bir kriz anında, o ekranın arkasında etik sorumluluk alacak bir insan sezgisi yoktur; sadece soğuk ve kuru kodlar vardır.

Yapay zeka yürümenize yardım eden bir baston olabilir, ama asla sizin yerinize yürüyemez ve ruhunuzun mimarı olamaz.

Yazılarıma çizimlerimden eklemek beni mutlu ediyor. Umarım sizi de mutlu eder :)

Yazar & Çizer: Hilal Kuruağaç

Kaynakça:

Aydın, D. (2025). Gençlere yönelik yapay zeka tabanlı ruh sağlığı destek sistemleri: Faydalar ve zorluklar. R. Baikady, S. M. Sajid, J. Przeperski, V. Nadesan, M. R. Islam ve J. Gao (Ed.), Palgrave küresel toplumsal sorunlar el kitabı içinde (ss. 1-18). Springer Nature.


ZAMERAİS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Biz Zamerais

Zamerais blog web sitemize hoş geldiniz!

Hadi Bağlantıya Geçelim!