
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde, ansızın gelişen bir olay, partnerinizin söylediği ufak bir söz, yöneticinizin bir mimiği ya da bir arkadaşınızın mesajınıza geç dönmesi… O an, bir anlığına göğsünüze bir ağırlık oturur veya içinizde önlenemez bir öfke, panik dalgası yükselir. Verdiğiniz tepki, hissettiğiniz ani duygu yoğunluğu, belki de durumu aşan boyutta devasa bir reaksiyondur. Olay geçip gittikten sonra ya da sakinleştiğinizde kendinize sorarsınız: “Ben neden bu kadar çok tepki verdim? Neden bir anda bu kadar kırıldım ya da öfkelendim? Bu olaya bu kadar tepki vermemin asıl sebebi neydi?” Ünlü hekim ve yazar Gabor Maté bu durumu tek bir cümleyle özetler: “Travma tetiklendiğinde yaşınıza göre değil, yaranın oluştuğu yaşa göre davranırsınız.” Peki, yetişkin bedenimizin içinde aniden ortaya çıkan bu “çocuk tepkileri” ne anlama geliyor? Tetiklendiğimizde tam olarak ne yaşıyoruz? Tetiklenmek ne demektir?
Tetiklenme (triggering), şimdiki zamanda yaşanan bir olayın zihnimiz ve bedenimiz tarafından geçmişteki bir tehlike veya yara ile eşleştirilmesidir. Bedenimiz zihinden çok daha güçlü bir hafızaya sahiptir. Çocuklukta ya da geçmişte kendinizi güvensiz, yetersiz, terk edilmiş, değersiz veya haksızlığa uğramış hissettiğiniz o ilk an var ya, işte o an bedeniniz bir “hayatta kalma mekanizması” geliştirmiştir. İlla sadece ilk çocukluk çağında böyle bir şey yaşamış olman gerekmiyor. 20 yaşında ya da 30 yaşında ilk kez yaşadığın bir durum da olabilir. Önemli olan, sizi yaralamış ve iyilik hâline gelememiş bir şekilde sizde kalmış olmasıdır. Yıllar sonra benzer bir duygu durumuyla karşılaştığınızda, mantığınız (yani yetişkin beyniniz) devre dışı kalır. Zihin zamanı karıştırır ve sizi o yaranın ilk açıldığı yaşa götürür. Eğer 6 yaşındayken sesini duyuramamış bir çocuksanız, bugün biri sözünüzü kestiğinde 6 yaşındaki o çocuğun çaresiz öfkesiyle bağırabilirsiniz. Eğer 20 yaşındayken sevgisizlik veya terk edilme korkusu yaşadıysanız, bugün partneriniz mesafe koyduğunda 20 yaşındaki o gencin tutunması ve paniklemesiyle hayatın olağan akışına uygun olmayan duygusal ve davranışsal tepkiler verebilirsiniz.
Yaranın Yaşını Nasıl Anlarız?
Bir olay karşısında verdiğiniz tepkinin bugüne mi yoksa geçmişe mi ait olduğunu anlamanın birkaç temel yolu vardır:
- Orantısız Reaksiyonlar: Yaşanan olay oldukça küçük veya çözülebilir bir konu olmasına rağmen hissettiğiniz duygu yoğunluğu (öfke, kaygı, çaresizlik) mantığınızın çok ötesindeyse.
- Bedensel Sinyaller: Kalp çarpıntısı, boğazda düğümlenme, karın ağrısı veya ani bir kilitlenme hissi yaşıyorsanız.
- Genelleme Cümleleri: Zihninizin içinde “Herkes beni terk ediyor”, “Hiç kimse beni dinlemiyor”, “Ben zaten hep yetersizim” gibi mutlak ve köklü cümleler yankılanıyorsa.Bu durum, sizin mantıksız ya da “aşırı duygusal” olduğunuz anlamına gelmez. Sadece içinizdeki bir parçanın hâlâ iyileşmeyi ve görülmeyi beklediğini gösterir.
Tetiklendiğiniz Anlarda Ne Yapabilirsiniz?
Yaranın oluştuğu yaşa çekildiğinizi fark ettiğinizde, o geçmişteki yaralı kendinizle kuracağınız ilişki iyileşmenin ilk adımıdır:
- Fark Edin ve Durun: Tepki vermeden önce kendinize birkaç saniye tanıyın. İçinizde yükselen o yoğun duygunun bugüne mi yoksa geçmişe mi ait olduğunu sorgulayın. Kendinize sorun: “Şu an hissettiğim bu duygu bana tanıdık geliyor mu? Bu duyguyu ilk ne zaman, kaç yaşındayken hissetmiştim?”
- Şimdiye Geri Dönün (Topraklanma): Yetişkin olduğunuzu bedeninize hatırlatın. Ayaklarınızı yere sağlam basın, çevrenizdeki nesnelere odaklanın ve derin nefesler alın.
- İçsel Çocuğunuza/Yaralı Benliğinize Şefkat Gösterin: O an tepki veren çocuksu halinize eleştirel yaklaşmak yerine, “Seni duyuyorum, güvendesin ve artık ben buradayım” mesajını verin.
Son Söz: Yaralarımız Katmanlarımızdır
Geçmişte aldığımız yaralar, bugün kim olduğumuzu belirlemek zorunda değil; ancak onları fark etmek, kendimize duyduğumuz şefkatin anahtarıdır. Tepkilerimizin altındaki çocuk yaşları gördükçe, hem kendimizi hem de çevremizdekileri anlama kapasitemiz derinleşir.Unutmayın! Kırıldığınız yaştaki o çocuk suçlu değil, sadece korunmaya çalışıyordu. Ve bugün o çocuğu koruyacak ve kapsayacak güce sahip olan kişi yine sizsiniz.
Yazar : Turkuaz, Psikolojik Danışman
Bir Cevap Yazın