
Bir Rolün Doğuşu
Görünmez bir tiyatro sahnesinde size daha siz farkında bile olmadan bir rol biçildiğini hissettiniz mi hiç? Ne yaparsanız yapın, ne kadar başarılı, doğru veya sessiz olursanız olun; senaryonun sonunun hep sizin “hatalı”, “kötü” ya da “düşman” ilan edilmenizle bittiği bir tiyatro.
Toplumda, ailede veya yakın çevre ilişkilerinde sıklıkla karşılaştığımız ama adını koymakta zorlandığımız bir durumdur bu: “Günah Keçisi” ilan edilmek.
Bir sistemdeki huzursuzluğun, çözülememiş çatışmaların ya da bireysel tatminsizliklerin faturası tek bir kişiye kesildiğinde, o kişi artık bir birey değil; sistemin kendi çürümüşlüğünü akladığı bir nesne haline gelir.
1. Sistem Nasıl İşler? “Sınır Koyarsan Düşmansın”
Günah keçisi mekanizması tesadüfen işlemez. Belirli aşamaları ve kurgulanmış bir döngüsü vardır:
Manipülasyon ve İzolasyon: Kurbanın destek bulmasını önlemek adına, etraftaki diğer kişilere kurban sürekli kötülenir. Amaç, kişiyi çembere almak, desteksiz ve yalnız bırakmaktır. Yalnız kalan insan, kendisine dikte edilen bu hatalı kimliğe inanmaya daha yatkın hale getirilir.
“Sessiz Kalsan da Suçlusun” Çıkmazı: Tepki verseniz “bakın ne kadar agresif” denir; sussanız ve iletişimi kesseniz bile arkanızdan kurgulanan senaryolar devam eder. Sistem, sizin ne yaptığınızla değil, size ne yüklemek istediğiyle ilgilenir.
Geri Çağırma Hamleleri: Tam bu mekanizmadan sıyrılmaya, kendi sınırlarınızı çekmeye başladığınız an; kışkırtmalar, suni kavgalar veya suçlamalar başlar. Çünkü sistemin dengesi, suçlayabileceği o bir kişiye muhtaçtır.
2. Dışarıdaki Savaş İçerideki Yıkım Kadar Yoramaz
Bir insan dış dünyadaki engellerle, okulda ya da işte karşılaştığı zorbalıklarla savaşabilir; çünkü orada sınırları çizmek daha kolaydır. Ancak aynı zorbalık ve haksızlık “kök aile” veya en yakın çevre sınırları içinde yaşandığında, bireyin enerjisi tükenir.
Çünkü el eldir; ama öz alanınızda her yaşta yüreğinizi parçalayan bir mekanizmayla mücadele etmek, adeta bitmek bilmeyen bir zombi saldırısının ortasında kalmak gibidir. Yapılan tüm iyiliklerin yok sayıldığı, kurbanın hem yetersiz hissettirilmeye çalışıldığı hem de enerjisinin emilmeye devam ettiği paradoksal bir sömürü şeklidir bu.
3. Savunma Yöntemi: “Gri Kaya” Olabilmek
Peki, bu örüntüden en az hasarla nasıl çıkılır? Psikolojide ve ilişki dinamiklerinde öne çıkan en makul yöntemlerden biri Gri Kaya (Grey Rock) Yöntemi‘dir.
Nötr Kalmak: Ne gerçek duygunuzu göstermek ne de içinizdeki mutluluğu/öfkeyi bu sisteme besin olarak sunmak.
Renk Vermemek: Sıradan, renksiz, tepkisiz bir kaya gibi durmak.
Beklentiyi Sıfırlamak: Anlaşılma, haklı çıkma ya da onaylanma çabasından vazgeçmek.
Çünkü karşımızda rasyonel bir iletişim değil, kurgulanmış bir önyargı paketi vardır. Gri kaya olmak bir pes ediş değil; kendi yaşam enerjinizi ve potansiyelinizi koruma eylemidir.
Sonuç: Kendi Potansiyelin İçin Savaşmak
İster eş, ister aile, ister sosyal çevre olsun; hiçbir insan bir başkasının hayatındaki boşlukları doldurmak ya da onun hedefe koyduğu günah keçisi olmak için bu dünyada bulunmuyor.
Mesafe koymak, gerektiğinde köklerle olan iletişimi sınırlandırmak veya koparmak bir ‘öz-saygı’ meselesidir. Yaşam enerjimizi, kendimizi başkalarına kanıtlamaya çalışarak değil; kendi potansiyelimizi gerçekleştirmek, iyileşmek ve kendi yolumuzu çizmek için harcamalıyız.
Unutmayın; fırtınanın ortasında bile içinizdeki direnci, sabrı ve yaşam enerjisini koruyabildiğiniz sürece, size biçilen rolleri reddedip kendi hikayenizin yazarı olabilirsiniz.
Yazar : Turkuaz, Psikolojik Danışman
Yorum bırakın