Güneş, Arap Çölün’den her zamanki kızgınlığını göstererek mavi gökyüzüne doğru tırmanmaya başlamıştı. İlk sıcaklık dalgası kaşının hemen aşağısına uzanan gece mavisini andıran, dalgalı saçlarının arasından yüzüne doğru esmeye başladı Sekhet’ in.

Sekhet,

 Bataklığın tanrıçası

Vahşi kuşların annesi

Çölün sahiplendiği körpe kız çocuğu.

– Bu sıcakta hayvanları geri döndürmem çok zor, dedi.

   Azığının bulunduğu koyun derisinden yapılmış çantasını omuzuna taktı. Uyuyakaldığı için kendi kendine sinirlense de üzerindeki kumları çırparak ayağa kalktı. Koyunları önüne katıp eve doğru yürümeye başladı. Tepesindeki güneş attığı her adımda sanki daha da yaklaşıyor, buram buram ter akıyordu. Alnından aşağı bir damla, zarif ama güçlü çenesinden aşağı çizerek yere düştü.  Çantasından matarasını çıkarıp su içti sonra elini alnına koyup karşı tarafı görmek için gözlerini kısarak uzağa baktı.  Çınar ağaçlarının tepesi görünmeye başlamıştı. Çınar ağacı ” hayat ağacı ” anlamına geliyordu orada. Kutsal firavun çınarı.   Isis, Nut ve Hathor geldi aklına Sekhet’in.  

– Hayat Ağacı’nın tanrıçaları dedi mırıldanarak, lütfen beni ve Lector’u ve Manus’u kutsa

   Birkaç tepe aşarak eve gelmişti koyunlarla beraber. Arka taraftan ağıllarına koyunları koyduktan sonra kapısını kilitledi.

– Geciktin.

Beklenmedik gelen sesten dolayı titredi ve muzipçe gülümseyerek 

– Uyuyakalmışım Lector, dedi.

  Lector bilge bir adamdı. Zamanında Memphis Tapınağı’nda rahip olarak görev yapmış. Din adamı olmasının yanında gökleri okuyabilen ve hekayla uğraşan yetenekli insanlardan biriymiş.  Yaklaşık on sene önce firavun kral III Ramses’e düzenlenen suikasttan sonra tapınaktan kaçmış ve merkezden olabildiğince uzakça bir yere yerleşmiş. Hayvancılıkla uğraşmaya başlamış ve burada kendine ait bir dünya kurmuştu Sekhet’le. Sekhet’le hikayesi de tam on yıl önce başlamıştı bu ihtiyarla ve belki Sekhet için kalmıştı bu çölde, Nil’in kesiştiği topraklarda. İlk tanışmalarında Sekhet beş ya da altı yaşlarında idi. Bir grup yoldan çıkmışların ellerinden almıştı bu yavrucağızı. Yaşadığı o travmayla üç yıl kadar ağzını açamadığı bu çocuk Lector için yaşam tohumu olmuştu. Hiç evlenmemiş Lector, ailesi ise onu tapınağa bıraktıktan sonra hiç ziyaret etmemiş. Sekhet ona aile olmuştu. Birbirleri için dünyaya bağlanan bir köprü, belki ruhları için bir ab-ı hayat.  Bir baba-evlat belki öğretmen-talebe ya da usta-çırak ilişkisi ama bundan daha da öte olduğunu söylemeye gerek yoktu. Lector asasına dayanıp uzun uzun, yorgun bir şekilde iç çekerek önündeki nehri izledi. Güneşin doğuşundan beri dışarda olan Sekhet’in aç olduğunu düşünerek Manus’ tan yemek hazırlamasını istedi. 

     Sekhet ….

    


ZAMERAİS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

“KUMUN MANİFESTOSU-1” için 2 cevap

  1.  Avatar
    Anonim

    Kesinlikle yazmaya devam etmelisiniz. Okurken yazıdaki bütün çevre gözümde canlanıverdi

    Beğen

  2.  Avatar
    Anonim

    Teşekkür ederim. Hikayemin devamını bekleyin 🙂

    Beğen

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Biz Zamerais

Zamerais blog web sitemize hoş geldiniz!

Hadi Bağlantıya Geçelim!