-
Continue reading →: Otuzlaraİstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip, minik bir kafenin ıssız bir köşesinde kaleme alıyorum, bu yazıyı. Boğaz’ın suları hırçın bugün, dalgalar bembeyaz köpüklere dönüşerek kırılıyor .Ne zaman başımı kaldırsam bir gemi geçiyor usulca.Ne garip ki otuzlarımı karşılıyorum bugün. Her hangi bir güne uyanır gibi uyansam da bambaşka bir dönüm noktasında…
-
Continue reading →: Kafesteki Kuş : Özgürlükten Kaçışİnsan her zaman özgürleşmekten bahsedip durur. Özgürleşmek istediğini, özgürlüğüne engel olanlara nasıl da sinir olduğunu anlatır. Kendini kafesteki bir kuş gibi anlatır. O kendini bir kartal, atmaca, şahin gibi bir kuş olarak düşünür. Kafese girmemelidir, kafeste kalmamalıdır. Bir açılsa kilidi, aslında neler yapacaktır, nasıl da uçacaktır, nerelere gidecektir de kafesi…
-
Continue reading →: Kararlaraİnsan olmak meğer seçim yapmaktan ibaretmiş.Hayat beni daima iki seçenek arasında bırakıyor ve eğilip kulağıma “Hangisini seçiyorsun?”diye fısıldıyor. O an kulaklarımdan bedenime yayılan soğuğun tarifini size yapabilmem mümkün değil. Bir yanım elde ettiğim şeylerin güzelliği ile mutluyken bir yanım seçmediğim yönde kalan olasılıkların acısını taşıyor. Damarlarımda hep acabalar dolaşıyor ……
-
Continue reading →: ZamanaZamana seslenmek benim gibi birine düşer mi , bilmiyorum. Ama koca bir seneyi sanki dün başlamışız gibi sona erdirirken, birseyler söylemeliyim. “Ey zaman, sana güven olmaz bilirim. Mutlu anlarda hızla geçer, sıkı sıkı tutsam da bitersin. Hüzünlü anlarımda ağdalaşır, balçıklaşır akmazsın . Sen donuklaşınca ben saatleri takvimleri yok etmek isterim,…
-
Continue reading →: ÖlümeDünya üzerinde şükredecek çok fazla şey var ama hakkı en az teslim edilen, ölüm! Hiç ona yaklaştınız mı ya da hiç karşı karşıya kaldınız mı? Bilmiyorum. Ama bunu tecrübe etmiş insanların bambaşka bir hale büründüğünü biliyorum.Ben bir çeşit simülasyonunu yaşadım. Yarın için birçok planım varken bir anda duvarlar arasına gömüldüm.…
-
Continue reading →: YalnızlığaYalnızlık insanlığın şartıdır. Bizler yalnızız. Asla bizimle birebir aynı acıları aynı sevinçleri taşıyan kimse yok. Bizimle aynı yolu aynı ayakkabılarla yürüyen kimse yok. Hep bir ve biricik deneyimlerle bezeli hayatımız. Ondandır anlaşılmaya hasret kalışımız. Sanırım “anlaşılmak” bir cennet nimeti olarak sonsuz aleme saklandı. Şükür ki anlamaya çalışan insanlar var ;…
-
Continue reading →: YolculuğaYolculuk hep bir arayışla başlar. Huzur arayışı, ilim arayışı, aşk arayışı… Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri’nin belirttiği gibi: “Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır.” Ondan olsa gerek yolda olmak kutsaldır.Kutsal metinlerdeki anlatılarda hep bir göç vardır, yollara düşmek vardır.O zaman bu hayatta ne arıyorsam onun için yollara düşmüş olmam gerek.Ev ve…
-
Continue reading →: Gün Tabağı ve Sosyal MedyaSon zamanlarda birçok insanın ‘gün tabağı’ özlemi çektiğini gözlemliyorum. Aslına bakarsanız onlardan biri de benim. Şimdilerde pek yaygın olmasa da internet, telefon çağının henüz pek başlamadığı 2000li yılların başında kadınların gün toplantıları vardı. Bu toplantıların günümüzde yerini ne aldı derseniz belki sosyal medya diyebilirim. Bunu yazının devamında tekrar konuşacağız. Peki…
-
Continue reading →: Kitaplara ve Kalemeİnsanlık tarihi kadar eski olan okumak ve yazmak ; benim hayatımın en zorunlu iki aktivitesi. Ben de her birimiz gibi bana bahşedilen hayatın içinde hem tutsaktım hem de efendi. Başka hayatları hayal ederdim. Acaba başka bir yaşam Aybüke için mümkün müydü? Ve kitaplarım, hep bir ağızdan ‘Evet’ diye seslendiler. Beni…
-
Continue reading →: İyilereİyilik bir tercihtir, direniştir ve biraz da başkaldırıdır. İyiler ve iyi kalanlar bunun için direnir. Kötü olmak, duygularının yoğun akışına teslim olmak, öfkeni özgürce kusmak, nefretini yansıtmak daha kolay daha konforludur.Evlatlarını kendinden koparanlara, dua eden insanlar tanıdım. Yüce yürekli kadınlar… Şimdi sorarım size hangisi daha kolay “Allah belanızı versin!” demek…