Sevmeye ve Sevilmeye

Uzun bir aradan sonra yine o akışı hissediyorum. İçimde kelimeler titriyor, kıpırdanıyor; onları susturan her mantıklı gerekçeyi zorluyorlar ve “Bizi gün yüzüne çıkar!” diyerek bağırıyorlar.
Artık bu dakikalarda kalemimin kontrolünü kaybediyorum.

Hepimize sevgi taşıması temennisiyle…

Sevmek, sanırım dünya üzerinde en saf, en masum, belki de en gerçek duygudur.
Hep sevilme kaygısı taşıdığımdan olsa gerek, sevmenin ne denli muazzam bir duygu olduğunu unutmuşum. Oysa orada, tam kalbin merkezinde ortaya çıkan; sonra her duyu organına yayılan, bir anda renklerin, kokuların, mevsimlerin tadını tuzunu değiştiren… Dünü, bugünü ve geleceği; umudun, sevincin ve neşenin renklerine boyayan o duygu: saf bir gerçekliktir.

Fotoğraf: Ayşe Feyza Çelik

Bir insanı sevmeyi şöyle özetlemişler:
“Her gün yeniden seçmek.”
Onunla gülmeyi, onunla ağlamayı, onunla tartışmayı, diğer tüm olasılıklara rağmen her gün yeniden tercih etmek…
İnsan, insanı severken seçer ve seçilir.
Mesela yıllarca evli kalmış yaşlı insanların arasındaki muhabbetin nasıl hiç yoktan oluştuğunu, yeşerdiğini, sonra devasa bir hale gelip hayatı iki beden ama tek bir ruh olarak yaşadıklarını ve nihayetinde biri vefat ettiğinde diğerinin yokluğuna dayanamadığını defalarca dinledik, gördük.
Onlar her seferinde birbirlerini yeniden seçtiler. Sevmenin kıymetini bildiler.
Sonunda iki insanın inşa edebileceği muazzam bir bağ kurdular.
Şu her şeyin fani olduğu dünyada, sonsuz bir şeye sahip oldular.

Bu yaşlı çiftler, sadece birbirlerini seçtikleri için değil; sevmenin ve denk gelmenin kıymetini bildikleri için de bunu başarabildiler.

Olasılıklar denizinde yüzdüğünü sanan ve buna inandırılan bizler de, denk gelmenin kıymetini bilmek zorundayız.
Aksi halde yalnızlaşmaya, yapaylaşmaya, başkalaşmaya mecburuz.
Bir kalbe uyumlandığınızda ve “Burası çok tanıdık.” dediğinizde, “Bu yüz, bu gözler, bu eller çok aşina.” diye düşündüğünüzde bu tevafuğun hakkını vermeli, bir arada kalmalı ve şükrünü bu şekilde eda etmelisiniz.

Her gün sevmeyi seçmek, sevmeye karar vermenizle başlar.
Zamanla birini binlerce gün boyunca seçmiş olacaksınız.
Bu sizi, sevmeyi bilen bir insana dönüştürecek.
Onu en ufak mimiklerinden tanırken, bir yandan yepyeni deneyimlerle aynı insanla tekrar tekrar tanışacaksınız.
Onun farklı roller üstlenmesinin, dönüşmesinin en yakın gözlemcisi olacaksınız.
Milyarlarca insan arasında bir tanesi sizin için kıymetli ve özel olacak.
Kimsenin olamayacağı kadar ona yakın olacak ve onun eşlikçisi olacaksınız.
Başarmasını, kaybetmesini, tekrar ayağa kalkmasını ve her anını birebir yaşayacaksınız.
Bu hız ve haz çağında sahip olunması gereken en yüce yetkinlik işte budur:
Tek bir insanı milyonlarca kez yeniden sevebilmek.

Bu nedenle sevmek; daima beslememiz, korumamız, üzerine titrememiz ve öncelememiz gereken bir mucizedir.

Sevmek seçmekse, sevilmek rızıktır.
Zenginliği Rabbimizin (cc) bir nasibi olarak gördüğümüz gibi, sevildiğini bildiğimiz insanların da Rabbimizin (cc) ikramına mazhar olduğunu bilmemiz gerekir.
Sevgisizlikle boğulduğumuzu düşünürken, sevilen insanlara karşı kıskançlık ve haset gibi kötü duygulara dikkat etmeliyiz.
Bunun için kendimize sık sık hatırlatmalıyız:
Rabbimin (cc) rızkını kime vereceğine müdahale edemem. Eleştiremem.”

Haddim olmayarak, kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim:
“Kalbinizi koruyun!”
Oraya yakışmayacak her insandan kalbinizi koruyun.
Kötü insanları sevmesine müsaade etmeyin ve doğru insanı sevmesi için, kalbinize doğru olmayı öğretin.
Benzerini çekeceği için, kalbinizdeki her kötü duyguyu anında temizleyin, uzaklaştırın.
Ama bunu anlamlandırarak yapın; kendinizi aşağılayarak değil.
Mesela sevilen bir arkadaşınıza karşı kalbinizde bir kıskançlık duygusu belirdiğinde hemen elinizi kalbinize koyun:

“Sen de sevilmek istiyorsun, biliyorum. Ama zaten Allah (cc) seni seviyor ve sana kıymet veriyor.
Sevilmek bir rızıktır.
Umarım bir gün Rabbim (cc) bana da o nimetini verir.
Şimdi onun bu rızıkla rızıklanmasından hoşnutluk duymalıyım.
Yoksa Allah muhafaza, Rabbime (cc) ve nasip ettiklerine karşı şükürsüzlük etmiş olurum.”

Bu tür telkinlerle kendimizi ve duygularımızı anlayarak kötü duygulardan sıyrılabiliriz.

Ayrıca, Rabbimizin (cc) kalbinizin rızkını vermesi için bol bol dua edin.
Allah, bizleri sonsuz sevme ve sevilme kapasitesiyle yarattıysa, inanın bu sevgiye layık kıymetlerde yaratmıştır.
Başta Kendisi (cc) bizatihi sonsuz muhabbete layıktır.
Öte yandan diğer her şeyin sevgisi döner dolaşır, yine Ona (cc) duyulan muhabbeti  ziyadeleştirir.


Bunun için sadece farkındalık geliştirmemiz gerekir.

Mesela bir çiçeği sevebilmek için, onun toprağın altında ne mücadeleler verdiğinin bilincinde olmalıyız.
Biz insanların nazarını çekmek, Allah Azze ve Celle’nin (cc) sanatını göstermek için bir tohumun serüvenini bilmek; onu sevmemizi sağlarken, bize bu nimetleri sunan Sanatkâr’a (cc) karşı da sonsuz bir sevginin kapısını aralar.

Fotoğraf: Ayşe Feyza Çelik

Bu tarz farkındalıkları eşimize, çocuklarımıza, ebeveynlerimize karşı geliştirebiliriz.
Bazen sevdiğimizin sessiz çırpınışlarını duymaya, görmeye çabalamak sevme duygumuzu artıracaktır.

Kimi zaman “Sevmek çok yaralayıcı olabiliyor.” diyebilirsiniz.
Eğer sevginiz canınızı yakıyorsa, bir yerde aşırıya kaçarak asıl olandan uzaklaşıyor olabilirsiniz.
Sevdiğinizi size Vereni (cc) atlıyor ya da sevmek değil, sevilmek duygusu için çabalıyor olabilirsiniz.
Sevilmek için yapılan her davranış bir zaman sonra kalbe bir sızı olarak oturur.

Biz sadece sevmekle ilgilenelim.
Kendi kalbimize dönelim:

“Seviyorum ve mutlu olsun istiyorum.”
“Seviyorum ve huzurlu olsun istiyorum.”
“Seviyorum ve özgür olsun istiyorum.”

Fark ettiyseniz, sevmek duygusu hem seveni hem sevileni besleyen, büyüten ve geliştiren bir duygudur.
O nedenle, sizin susuzluğunuzdan faydalanarak “Seni seviyorum.” diyerek varlığınıza, karakterinize ve hayallerinize yapılan kısıtlamalar  ne yazık ki sevgi değildir.
Ya da sevginin yanlış bir gösterim şeklidir.

Sevilmeyi bilemem ama sevmek bizim elimizde.
Her an ve her yerde sevmeye dair bir şeyler mutlaka vardır.
Sadece biraz pratik istiyor.
Ciddi ciddi bunun üzerine çalışmalı ve kendimize antrenmanlar oluşturmalıyız.

Mesela her gün:

“Bugün gökyüzünü çok sevdim.”
“Köşede duran kedinin burnunu sevdim.”
“Şu dükkânı çok sevdim…”

Ya da:

“Ailemin desteğini seviyorum.”
“Arkadaşlık hissini seviyorum.”
“Denizi, gökyüzünü ve baharı seviyorum.”
“Kışın üşümeyi seviyorum.”

Bu tarz genel geçer telkinlerle sevmek duygumuzu geliştirebiliriz.

Velhasıl, sevmeyi tekrar öğrenirsek daha yaşanılası bir dünya inşa edebiliriz.
Yarınlara daha başka bir gelecek bırakabiliriz.
Sevmenin gereklerini yerine getirerek sevebilen insanlar yetiştirebiliriz.

Seven insan incitmez, üzmez, kast etmez.

Bugün çocukların, kadınların, adamların ve doğanın çektiği tüm ızdıraplar; katı kalplerin kaskatı kesilmesindendir.

Dilerim, kurda kuşa, dosta düşmana ısınır yüreklerimiz.
Selametle…

Yazar: Aybüke Şimşek Kurtcu


ZAMERAİS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

Biz Zamerais

Zamerais blog web sitemize hoş geldiniz!

Hadi Bağlantıya Geçelim!